İç eleştirmen dediğimiz ses

İç eleştirmen, kişinin kendi kendine yönelttiği değerlendirici ve çoğu zaman cezalandırıcı iç konuşmadır. “Yine batırdın.” “Bu kadar basit bir şeyi neden yapamıyorsun?” “Kimse fark etmedi ama sen biliyorsun.” Cümleler farklı olsa da ton hep aynıdır: acele, sabırsız, affetmeyen.

Bu sesin en aldatıcı yanı, kendini gerçekçilik gibi sunmasıdır. Sert olduğunda dürüst olduğunu, yumuşadığında ise sizi tembelliğe iteceğini iddia eder. Oysa araştırmalar tam tersini gösterir: kendine karşı acımasız olmak motivasyonu artırmaz, çoğunlukla kaçınmayı ve erteleme davranışını besler.

Bu ses nereden geliyor?

İç eleştirmen doğuştan gelmez; öğrenilir. Çoğu zaman bir zamanlar dışarıdan duyulan bir sesin içerideki yankısıdır: sürekli karşılaştıran bir ebeveyn, koşullu bir sevgi, başarıyla ölçülen bir değer, hataya tahammülü olmayan bir ortam.

Bazen de doğrudan bir eleştiri yoktur; yalnızca bir sessizlik vardır. Duygularının fark edilmediği bir evde büyüyen çocuk, “demek ki bende bir sorun var” sonucuna kendi başına varabilir. Çünkü çocuk için, bakım verenin yetersizliğini kabul etmek kendi yetersizliğini kabul etmekten daha korkutucudur.

Kendine sert davranmak çoğu zaman bir karakter özelliği değil, bir zamanlar hayatta kalmayı sağlamış bir stratejidir.

Neden bizi koruduğunu sanıyor?

İç eleştirmenin mantığı şudur: “Ben seni önce eleştirirsem, başkası eleştirdiğinde daha az acıtır.” Ya da: “Seni sürekli iterek başarısız olmanı engelliyorum.” Bu mantık bir dönem gerçekten işe yaramış olabilir.

Ama bedeli şudur: kişi hiçbir zaman yeterince iyi olamaz. Başarı geldiğinde çıta yükselir, hata olduğunda kanıt sayılır. Bu döngü zamanla tükenmişliğe, kaygıya ve hayattan zevk alamamaya yol açabilir.

Şema terapide bu sese talepkâr veya cezalandırıcı ebeveyn modu denir. Terapide amaç bu sesi yok etmek değildir — zaten mümkün de değildir. Amaç, onun sesini kısabilecek başka bir iç sesi güçlendirmektir.

Öz güven ile öz değer aynı şey değil

Bu ayrım pratikte çok işe yarar:

  • Öz güven, belirli bir alandaki yeterlilik hissidir: sunum yapabilirim, araba kullanabilirim. Performansa bağlıdır ve dalgalanır.
  • Öz değer, performanstan bağımsız olarak var olma hakkına dair duygudur: kötü bir gün geçirdiğimde de değerliyim.

Çok başarılı insanların yüksek öz güvenle birlikte çok düşük öz değer taşıması bu yüzden hiç şaşırtıcı değildir. Terapide asıl üzerinde durulan genellikle ikincisidir.

Tonun değişmesi neye benziyor?

İç sesin içeriğini değiştirmek çoğu zaman zordur. Ama tonunu değiştirmek mümkündür ve bazen tek başına yeterlidir. Süreçte sık çalışılan adımlar:

  • Sesi fark etmek ve ona ait olduğu adı vermek: “Şu an konuşan eleştirmen.”
  • O sesin kime ait olduğunu araştırmak; çoğu zaman bir başkasının cümlesidir.
  • Aynı durumu yaşayan bir arkadaşınıza ne söyleyeceğinizi sormak — ve o cümleyi kendinize çevirmek.
  • İhtiyacın ne olduğunu sormak: eleştirinin altında genellikle karşılanmamış bir ihtiyaç vardır.
  • Şema terapide imgelem çalışmalarıyla, o sesin ilk duyulduğu ana geri dönüp orada eksik kalanı sağlamak.

Öz şefkat “kendini kandırmak” mı?

En sık duyduğum itiraz bu. Hayır, değil. Öz şefkat gerçeği inkâr etmek değil; gerçeği kabul ederken kendinize düşman olmamaktır.

Bir hatanın sorumluluğunu almakla kendinizi aşağılamak aynı şey değildir. Aksine, kendine karşı sert olan kişi sorumluluğu almakta çoğu zaman daha çok zorlanır — çünkü hata kabul etmek dayanılmaz bir değersizlik hissi getirir. Ton yumuşadıkça sorumluluk almak kolaylaşır.

Acil bir durumdaysanız

Kendinize ya da bir başkasına zarar verme düşünceleriniz varsa lütfen beklemeyin: 112 Acil Çağrı Merkezi'ni ya da 183 Sosyal Destek Hattı'nı arayabilir, en yakın hastanenin acil servisine başvurabilirsiniz. Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi tanı ya da tedavi yerine geçmez.

Son olarak

Terapide kişi yalnızca ne düşündüğünü değil, kendi içine hangi tonda konuştuğunu da fark etmeye başlar. Bu fark ediş genellikle sessizdir; büyük bir aydınlanma gibi gelmez. Ama içerideki ton yumuşadıkça hayatın tamamı biraz daha yaşanabilir hâle gelir.

Kendinize uzun zamandır sert davrandığınızı düşünüyorsanız, bunun nereden geldiğine birlikte bakabiliriz. İlk temas için birkaç cümle yeterli.